Aslına bakarsanız,
uzay berbat kokuyor. Tam olarak neye benzediğine dair emin değiliz; ama
kesin olarak bildiğimiz şu ki koku pek iç açıcı değil. Aslında
astronotlar için NASA’nın kokuyu deneyip taklidini yapmak istemesi tuhaf
bir durum; böylece uzay yürüyüşçüleri kendilerini neyin içine attıkları
ve tabi burunlarını neye dahil ettiklerini bilebilecekler.
Daha
önce uzay yürüyüşüne çıkmış insan sayısı az olduğundan, net bir koku
teşhis etmekte zorlanılıyor. Önceki astronotların, kokuya en yakın
olarak adlandırmaları “kurutulmuş biftek”, “sıcak metal”, “kaynar duman”
ve hatta “barut” tu. Şimdilerde, NASA Londralı Kimyager Steve
Pearce’den, gönüllü olarak kokuyu tekrar yaratması için yardım talep
ediyor. Bunun büyük ölçüde uzay eğitim egzersizlerinde yardımcı
olacağına inanılıyor.
Belki, daha önce
hiç kendi başına uzaya yolculuk etmemiş olsa da, Pearce uzay kokularına
tamamen yabancı değil. Yakın zamanda Mir uzay istasyonunda kalıcı olarak
bulunan kokuyu tekrar yaratmayı başardı. Discovery’ye söylediğine göre
karışım “terli ayak kokusu ve eski vücut kokusunu alın, şimdi bunları
aseton ve gazolin kokusuyla birleştirin… Ve sonuca yaklaştınız!’’.
Votkanın dokunuşunu da eklemeliyiz; çünkü hepsinden önemlisi, Mir deki
mürettebat, Rus astronotlardan oluşuyor buraya kadar hepsini
topladığımızda ve en son sonuca baktığımızda, Pearce’in belirttiği sonuç
“korkunç.”
Pearce’ın söylediği “Bu kesinlikle bizlere, Mir’de uzun süre tıkılıp kalmanın gerçekten iyi bir fikir olmadığını gösteriyor.”.Ama
rahatlatıcı bir şekilde bu koku sadece uzay istasyonunun dış
sınırlarında yer alıyor ve astronotlar bu kokuyu ancak uzaya açılan son
sınırının içine adım attıkları zaman içlerine çekiyorlar. Tüm bunların
ötesinde, esas sorun şu ki uzayın kokusunu bulduğumuzu farz etsek bile
bunu kanıtlayabilmek çok zor olabilir.
Söylentilere
dayalı keşifleri bir araya getirirsek-Pearce’ın söylediği şu ki;
kurutulmuş biftek ve metal aslında bir çizgide buluşuyorlar ve
“bizim, oluşan bu hissiyatın, aslında bazı yüksek-enerji titreşimlerine
sahip parçacıkları içimize aldığımızda, havayla birleşmeleri sonucu
oluştuğu doğrusuna itiyor.” Yakın zamanlarda uzayın toz
parçacıklarında bulunan etil formatın keşfi (ahududuya aromasını verenle
aynı madde) ile uzayın kokusunu tekrar oluştururken güçlü bir başlangıç
noktası ortaya çıkmış oldu; buna göre sülfüriğe yakın bir koku, uzay
için olasılıklı bir ihtimal.
NASA astronotu
Kevin Ford, 2009'daki Dünya etrafındaki turundan sonra, aslında bu
kokunun ne kadar eşsiz olduğunu özetler şekilde “Hayatım boyunca hiç koklamadığım bir şey gibiydi; ama asla unutmayacağım bir koku” dedi.
Kaynaklar:
0 yorum:
Yorum Gönder